Ürün Bulunamadı.
Arapların Gözüyle Türkler - (9-12. Yüzyıllar)

Arapların Gözüyle Türkler - (9-12. Yüzyıllar)

Yazar(lar): Şerafeddin Yaltkaya
Yayınevi / Marka: Büyüyen Ay Yayınları
Ciltsiz
%20 Indirim
20,00
(KDV DAHİL) 16,00TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2018
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 126
Boyut: 13,5x21
Kodu : 9786052071496
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

<p>Arapların gözüyle Türkler, Şerafeddin Yaltkaya’nın farklı zamanlarda Arapçadan tercüme ettiği ve Türklerin askeri ve ahlaki üstünlükleri hakkında Arapça kaleme alınmış nesirleri ve şiirleri biraraya getirmekte. Bu üç metinden ilki meşhur Arap nesir yazarı ve alimi Cahiz’in Risale fi Fazaili’l-Etrak–Türklerin Faziletleri; ikincisi İbni Hassûl’un 11. yüzyılda kaleme aldığı ve Kitabü Tafzili’l-Etrak Ala Sari’l-Ecnad–Türk Askerlerinin Üstünlükleri; son metin ise Şerafeddin Yaltkaya'nın kaleme aldığı 12 şair ve edibin Türklerin güzel hasletlerine dair şiirlerinden meydana gelmekte.</p><br/><p>"Türk’ün bütün ömür müddetini hesap etsen yere oturduğu günleri nadir bulursun!...</p><br/><p>Türk, ser-azade bir hilkate sahip olduğundan vatanındaki kadîm hayatına kavuşmayı ister ve daima vatanını diler. Ve kendi vatanına, herkesin kendi vatanına düşkünlüğünden ziyade düşkündür. Ancak Türk medeniyetinin vasıflarından olarak bir yerde oturmaktan ve uzun zaman durup bekleme, istirahat, hareketsizlik ve tasarruftan memnun değildir.</p><br/><p>Türklerin bünyeleri hareket üzerine müesses olup durgunluk ve sükûnetle başları hoş değildir. Harekete daima hazır olarak tutuşup yandıklarından; hararet, zeka ve fetanet sahibi olduklarından daima iş ve güç ile meşgul olmak isterler. Ruhi kuvvetleri bedeni kuvvetlerine üstündür.</p><br/><p>Her şeyleri olup bitmiş bulmayı acizlik; uzun zaman bir yerde oturmayı tembellik; rahatı ayak bağı; kanaati kusur; himmet ve muharebeyi terk etmeyi alçalma ve acizlik kabul ederler...</p><br/><p><br />Türkler, değerlerini takdir etmeyen kimselerin nezdinde kalmayı, haklarını men’ edenlerin yanında kalmaktan fena görürler. Türkler hissiyatına mağlup olmayarak asla bir kavmi diğer bir kavme ve bir belde ahalisini diğer bir belde ahalisine tercih ve takdim etmezlar...</p><br/><p>Türk için hak ve hakikat adeta vicdanın bir maşûkasıdır. Onu bulduğu yerde ülfet kurmakta; adetlerini, görenek ve töresini bırakmakta asla güçlük çekmez ve vatana olan iştiyakını teskin etmeye de muvaffak olur...</p><br/><p><br />Türk hürriyet ve iradesini kimseye vermez, kaçacak olursa vaad ve tehdide ehemmiyet vermez, ele geçecek de olursa kimseden bir vaad ümidinde bulunmaz..."</p>

Arapların gözüyle Türkler, Şerafeddin Yaltkaya’nın farklı zamanlarda Arapçadan tercüme ettiği ve Türklerin askeri ve ahlaki üstünlükleri hakkında Arapça kaleme alınmış nesirleri ve şiirleri biraraya getirmekte. Bu üç metinden ilki meşhur Arap nesir yazarı ve alimi Cahiz’in Risale fi Fazaili’l-Etrak–Türklerin Faziletleri; ikincisi İbni Hassûl’un 11. yüzyılda kaleme aldığı ve Kitabü Tafzili’l-Etrak Ala Sari’l-Ecnad–Türk Askerlerinin Üstünlükleri; son metin ise Şerafeddin Yaltkaya'nın kaleme aldığı 12 şair ve edibin Türklerin güzel hasletlerine dair şiirlerinden meydana gelmekte.


"Türk’ün bütün ömür müddetini hesap etsen yere oturduğu günleri nadir bulursun!...


Türk, ser-azade bir hilkate sahip olduğundan vatanındaki kadîm hayatına kavuşmayı ister ve daima vatanını diler. Ve kendi vatanına, herkesin kendi vatanına düşkünlüğünden ziyade düşkündür. Ancak Türk medeniyetinin vasıflarından olarak bir yerde oturmaktan ve uzun zaman durup bekleme, istirahat, hareketsizlik ve tasarruftan memnun değildir.


Türklerin bünyeleri hareket üzerine müesses olup durgunluk ve sükûnetle başları hoş değildir. Harekete daima hazır olarak tutuşup yandıklarından; hararet, zeka ve fetanet sahibi olduklarından daima iş ve güç ile meşgul olmak isterler. Ruhi kuvvetleri bedeni kuvvetlerine üstündür.


Her şeyleri olup bitmiş bulmayı acizlik; uzun zaman bir yerde oturmayı tembellik; rahatı ayak bağı; kanaati kusur; himmet ve muharebeyi terk etmeyi alçalma ve acizlik kabul ederler...



Türkler, değerlerini takdir etmeyen kimselerin nezdinde kalmayı, haklarını men’ edenlerin yanında kalmaktan fena görürler. Türkler hissiyatına mağlup olmayarak asla bir kavmi diğer bir kavme ve bir belde ahalisini diğer bir belde ahalisine tercih ve takdim etmezlar...


Türk için hak ve hakikat adeta vicdanın bir maşûkasıdır. Onu bulduğu yerde ülfet kurmakta; adetlerini, görenek ve töresini bırakmakta asla güçlük çekmez ve vatana olan iştiyakını teskin etmeye de muvaffak olur...



Türk hürriyet ve iradesini kimseye vermez, kaçacak olursa vaad ve tehdide ehemmiyet vermez, ele geçecek de olursa kimseden bir vaad ümidinde bulunmaz..."

Ürün Hakkında Soru Sor