Ürün Bulunamadı.
Yelkovanın Ucundan Düşen Takvim Yaprakları 2. Cilt

Yelkovanın Ucundan Düşen Takvim Yaprakları 2. Cilt

Yazar(lar): Metin Eriş
Yayınevi / Marka: Boğaziçi Yayınları
Ciltsiz
(KDV DAHİL) 30,00TRL
/ Adet

Baskı Sayısı 1
Sayfa: 754
Boyut: 15,5x24
Kodu : 9789754512489
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

<p>Hemen bütün yakın çevreme hatıralarınızı yazınız!. Bu bir vebal borcudur. Eğer yaşadıklarınızı kaleme alarak sizden sonrakilere bırakmazsanız çocuklarınızın "doğru ile yanlış" hükümlerine sadece ve sadece resmi tarihin yahut yönlendirici ağırlığını her geçen gün arttırarak sürdüren iletişim araçlarının sunduklarıyla yetinmiş olmalarındaki suçta, iştirak payınız olacaktır! Her zaman böyle demeğe devam ettim dostlarıma. Şüphesiz hatıralarınızda şahsi değerlendirmeleriniz olacaktır. Buna bir bakıma "öznellik (sübjektivite)" de denilebilir!... Ama, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı birebir dile getirmezsek "okumuş-yazmış"lar olarak bizler olayların, yaşadığımız günlerin, tanıdıklarımızın ve de bunlar arasındaki kazib şöhretlerin ve yalan yanlış dünyayı toza dumana katanların ortalıkta dolaşmalarında pay sahibi olmaz mıyız? Yahut yakından tanıma şansına ulaştığımız müstesna isimlerden öğrendiklerimizi, onlardan bize intikal etmiş diğer hükümlerini, bu değerli insanların yaşarken ortaya koydukları "örnek insan yapısını" sonraki nesillere devretmek gibi bir mecburiyetimiz olmak gerekmez mi? Ve hele millerin mazi ile bütünleşen bir gelecek olduğuna inanan kimseler isek...<strong><br /></strong></p>

Hemen bütün yakın çevreme hatıralarınızı yazınız!. Bu bir vebal borcudur. Eğer yaşadıklarınızı kaleme alarak sizden sonrakilere bırakmazsanız çocuklarınızın "doğru ile yanlış" hükümlerine sadece ve sadece resmi tarihin yahut yönlendirici ağırlığını her geçen gün arttırarak sürdüren iletişim araçlarının sunduklarıyla yetinmiş olmalarındaki suçta, iştirak payınız olacaktır! Her zaman böyle demeğe devam ettim dostlarıma. Şüphesiz hatıralarınızda şahsi değerlendirmeleriniz olacaktır. Buna bir bakıma "öznellik (sübjektivite)" de denilebilir!... Ama, gördüklerimizi, yaşadıklarımızı birebir dile getirmezsek "okumuş-yazmış"lar olarak bizler olayların, yaşadığımız günlerin, tanıdıklarımızın ve de bunlar arasındaki kazib şöhretlerin ve yalan yanlış dünyayı toza dumana katanların ortalıkta dolaşmalarında pay sahibi olmaz mıyız? Yahut yakından tanıma şansına ulaştığımız müstesna isimlerden öğrendiklerimizi, onlardan bize intikal etmiş diğer hükümlerini, bu değerli insanların yaşarken ortaya koydukları "örnek insan yapısını" sonraki nesillere devretmek gibi bir mecburiyetimiz olmak gerekmez mi? Ve hele millerin mazi ile bütünleşen bir gelecek olduğuna inanan kimseler isek...

Ürün Hakkında Soru Sor