Ürün Bulunamadı.
Sakıncalı, Çünkü Edepsiz

Sakıncalı, Çünkü Edepsiz

Yazar(lar): Mehmet Yılmaz
Yayınevi / Marka: Ütopya Yayınevi
Ciltsiz
%20 Indirim
35,00
(KDV DAHİL) 28,00TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2011
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 108
Boyut: 17x22,5
Kodu : 9786055580117
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver
<p>Küresel imparatorluk ve sözcüleri pervasızca ilerliyor, buna da özgürlük diyorlar. Doğru; bu, onların özgürlüğü - maruz kalanlarınsa tutsaklığı! Küresel imparatorluk dünyayı kocaman bir mağazaya çevirdi. İstediği gibi hareket edebilmek için, kıskacına aldığı her ülkeye, her kuruluşa, her iktidara bir rol vermiş durumda. Türkiye’de devlet üniversiteleri dinci ve milliyetçi muhafazakârların; özel üniversiteler sermayenin denetiminde. Karar sahipleri tavizsiz itaatkârlık bekliyor. Özgürlük, bir yanılsamadan ibaret. İlk ve ortaöğretim kurumlarının hemen hepsi gerici kadrolara emanet. Özel okullar, yine sermaye düzenine hizmet ediyor. Sağlık sistemi de öyle. Paran yoksa eğitim ve sağlık hizmeti de yok. Millî ve ahlâkî hassasiyetler bahanesiyle özgür düşünce rafa kalkmış durumda. Sanat ve felsefe dersleri gereksiz, sakıncalı; ama din ve ahlâk dersleri zorunlu. Eleştiri ve düşünme yasak; inanç, tevekkül ve itaat zorunlu! Ve bu, özgürlük olarak pazarlanıyor! Her türlü uyuşturucu inanç ve davranışı sorgulayan, eleştiren ve çomak sokanlar öteden beri iktidarlar tarafından sakıncalı sayıldı, sayılıyor. O halde, sakıncalı olmanın zamanıdır. Amerikan dostu iktidar bir yandan bireyleri dinî ve ahlakî hassasiyetler motifleriyle süslü bir örtünün altına sokmaya çalışıyor; bir yandan da ruh sağlığını bozmadan tecavüz eden din bezirgânlarına ortam hazırlıyor. Kendisi gibi düşünmeyenlere, eleştirenlere ‘edepli ol edepli!’ ya da ‘artistlik yapma lan!’ diyor; hatta açıkça tehdit ediyor. O halde, artistlik yapmanın, edepsiz olmanın zamanıdır. Evet, Picasso’nun dediği gibi: "Sanat asla edepli olmamıştır. Zaten edepli olsaydı sanat olmazdı."</p>

Küresel imparatorluk ve sözcüleri pervasızca ilerliyor, buna da özgürlük diyorlar. Doğru; bu, onların özgürlüğü - maruz kalanlarınsa tutsaklığı! Küresel imparatorluk dünyayı kocaman bir mağazaya çevirdi. İstediği gibi hareket edebilmek için, kıskacına aldığı her ülkeye, her kuruluşa, her iktidara bir rol vermiş durumda. Türkiye’de devlet üniversiteleri dinci ve milliyetçi muhafazakârların; özel üniversiteler sermayenin denetiminde. Karar sahipleri tavizsiz itaatkârlık bekliyor. Özgürlük, bir yanılsamadan ibaret. İlk ve ortaöğretim kurumlarının hemen hepsi gerici kadrolara emanet. Özel okullar, yine sermaye düzenine hizmet ediyor. Sağlık sistemi de öyle. Paran yoksa eğitim ve sağlık hizmeti de yok. Millî ve ahlâkî hassasiyetler bahanesiyle özgür düşünce rafa kalkmış durumda. Sanat ve felsefe dersleri gereksiz, sakıncalı; ama din ve ahlâk dersleri zorunlu. Eleştiri ve düşünme yasak; inanç, tevekkül ve itaat zorunlu! Ve bu, özgürlük olarak pazarlanıyor! Her türlü uyuşturucu inanç ve davranışı sorgulayan, eleştiren ve çomak sokanlar öteden beri iktidarlar tarafından sakıncalı sayıldı, sayılıyor. O halde, sakıncalı olmanın zamanıdır. Amerikan dostu iktidar bir yandan bireyleri dinî ve ahlakî hassasiyetler motifleriyle süslü bir örtünün altına sokmaya çalışıyor; bir yandan da ruh sağlığını bozmadan tecavüz eden din bezirgânlarına ortam hazırlıyor. Kendisi gibi düşünmeyenlere, eleştirenlere ‘edepli ol edepli!’ ya da ‘artistlik yapma lan!’ diyor; hatta açıkça tehdit ediyor. O halde, artistlik yapmanın, edepsiz olmanın zamanıdır. Evet, Picasso’nun dediği gibi: "Sanat asla edepli olmamıştır. Zaten edepli olsaydı sanat olmazdı."

Ürün Hakkında Soru Sor