Ürün Bulunamadı.
Amerikan Başkanlığı

Amerikan Başkanlığı

Yazar(lar): Birol Akgün,Şaban Tanıyıcı
Yayınevi / Marka: Orion Kitabevi
Ciltsiz
%14 Indirim
19,00
(KDV DAHİL) 16,25TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2008
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 206
Boyut: 14,5x21,5
Kodu : 9789944769273
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

Amerika bugün tartışılmaz dünyanın en güçlü devletidir. ABD’yi küresel düzeyde etkili kılan temel faktör ise yalnızca sahip olduğu devasa askeri ve siyasi gücü değildir. Avrupa’dan Afrika’ya yerkürenin farklı bölgelerinde yaşayan insanlar için Amerika’yı esas çekici kılan şey, bu ülke halkının sahip olduğu özgürlük, güvenlik ve refaha kavuşma arzusudur. Amerikan devrimine önderlik eden ve 1787’de bugünkü Anayasayı yapan Amerikan kurucu babaları olan Madison ve Jefferson gibi liderler tam da bunu amaçlamışlardır. Onlar için Amerika, yeryüzündeki tüm insanlık için her zaman özgürlüğün son sığınağı olarak kalmalıydı. Tam da bu nedenle Amerikan Anayasası Kuvvetler Ayrılığı prensibi üzerine kurulmuş; yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında bir fren ve denge mekanizması oluşturularak bireysel özgürlükler garanti altına alınmaya çalışılmıştır. Ancak Soğuk Savaş döneminde zamanla bir ulusal güvenlik devletine dönüşen ABD’de, dış politikadaki belirleyici gücü ve etkisi giderek artan Başkanın (yürütme gücü) sistem içindeki rolü de artırmıştır. 11 Eylül sonrasında ise terörle mücade adına dışa karşı adeta bir imparatorluk siyaseti izleyen ABD, içeride ise denetlenemeyen emperyal bir başkanlık kurumunun yükselişine şahit olmuştur. Bush yönetimi daha önceki Başkanların ancak istisnai durumlarda kullandıkları yetkileri 11 Eylül sonrasında Anayasal çerçevenin dışına çıkarak rutinleştirmiştir. Bu nedenle Bush’un Başkanlığında Amerika’da Kuvvetler Ayrılığı sistemi ağır bir yara almış, devlet organları arasındaki kritik denge tekrar kurulması zor bir şekilde bozulmuştur...
Amerika bugün tartışılmaz dünyanın en güçlü devletidir. ABD’yi küresel düzeyde etkili kılan temel faktör ise yalnızca sahip olduğu devasa askeri ve siyasi gücü değildir. Avrupa’dan Afrika’ya yerkürenin farklı bölgelerinde yaşayan insanlar için Amerika’yı esas çekici kılan şey, bu ülke halkının sahip olduğu özgürlük, güvenlik ve refaha kavuşma arzusudur. Amerikan devrimine önderlik eden ve 1787’de bugünkü Anayasayı yapan Amerikan kurucu babaları olan Madison ve Jefferson gibi liderler tam da bunu amaçlamışlardır. Onlar için Amerika, yeryüzündeki tüm insanlık için her zaman özgürlüğün son sığınağı olarak kalmalıydı. Tam da bu nedenle Amerikan Anayasası Kuvvetler Ayrılığı prensibi üzerine kurulmuş; yasama, yürütme ve yargı güçleri arasında bir fren ve denge mekanizması oluşturularak bireysel özgürlükler garanti altına alınmaya çalışılmıştır. Ancak Soğuk Savaş döneminde zamanla bir ulusal güvenlik devletine dönüşen ABD’de, dış politikadaki belirleyici gücü ve etkisi giderek artan Başkanın (yürütme gücü) sistem içindeki rolü de artırmıştır. 11 Eylül sonrasında ise terörle mücade adına dışa karşı adeta bir imparatorluk siyaseti izleyen ABD, içeride ise denetlenemeyen emperyal bir başkanlık kurumunun yükselişine şahit olmuştur. Bush yönetimi daha önceki Başkanların ancak istisnai durumlarda kullandıkları yetkileri 11 Eylül sonrasında Anayasal çerçevenin dışına çıkarak rutinleştirmiştir. Bu nedenle Bush’un Başkanlığında Amerika’da Kuvvetler Ayrılığı sistemi ağır bir yara almış, devlet organları arasındaki kritik denge tekrar kurulması zor bir şekilde bozulmuştur...

Ürün Hakkında Soru Sor