Ürün Bulunamadı.
Etikte Akıl ve Duygu Çatışması

Etikte Akıl ve Duygu Çatışması

Yazar(lar): Yavuz Adugit
Yayınevi: Umuttepe Yayınları
Ciltsiz
%9 Indirim
22,00
(KDV DAHİL) 20,00TRL

Y. Tarihi: 2013
Sayfa: 344
Kodu 9786055936952
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: 3 günde temin.

<p>"Hangisini takip edeyim: aklımın söylediklerini mi, duygularımın taleplerini mi?" Kritik kararlar karşısında bocalayan her insanın kendisine bir kez bile olsa sorduğuna tanık olduğumuz bir soru.. Varoluş mecburiyetine maruz kalan kişinin benliğini kıskaca alan pratik çatışmalar ile kafasını fena halde yoran teorik paradokslar... Dünya içinde deneyim depolamak üzere harekete geçen insan yolunun sanıldığı denli açık olmadığını sezince, sorularıyla, çelişkili söylemleriyle, kararsızlıklarıyla kendini aramaya çıkar.  Gelgelelim çelişkilerin tetiklediği hiçbir arayışın akıbeti belli değildir. İnsan, bazen tanrısal yüzünü gösterip mucizeler yaratır, bazen de mucizevi bir şekilde, basit mi basit bir sorun karşısında eli kolu bağlı kalır. İnsanlık tarihi, insanın bütün umutsuzlukları beyhude çıkaran büyüleyici başarılarına da, göz kamaştırıcı bir ışığın hiçbir sırrı görünür kılmadan sönüp gittiğine de çok tanık olmuştur. İnsanların dertlerine karşı kulakları aşırı hassas olan felsefe, uzun, çok uzun bir zamandır biraz değiştirdiği bu sorununun cevabının izini sürüyor. "Erdemin yolu nereden geçer; aklın buyruklarından mı, duyguların isteklerinden mi?" Çelişkilere fazlasıyla maruz kalan insanın, çelişkileri dile getiren filozoflarla uğraşmasından daha hayırlı bir iş olamaz. Cevap bulunmalı. En azından aranmalı. Başkasının adına konuşmak olsa bile... Zira ancak böyle bir arayıştan sonra şu soruya karşılık verebiliriz: insan, kendi olanaklarının zenginliğinin kefaretini mi ödüyor, yoksa kindini bilmemenin sonuçlarına mı katlanıyor?</p>

"Hangisini takip edeyim: aklımın söylediklerini mi, duygularımın taleplerini mi?" Kritik kararlar karşısında bocalayan her insanın kendisine bir kez bile olsa sorduğuna tanık olduğumuz bir soru.. Varoluş mecburiyetine maruz kalan kişinin benliğini kıskaca alan pratik çatışmalar ile kafasını fena halde yoran teorik paradokslar... Dünya içinde deneyim depolamak üzere harekete geçen insan yolunun sanıldığı denli açık olmadığını sezince, sorularıyla, çelişkili söylemleriyle, kararsızlıklarıyla kendini aramaya çıkar.  Gelgelelim çelişkilerin tetiklediği hiçbir arayışın akıbeti belli değildir. İnsan, bazen tanrısal yüzünü gösterip mucizeler yaratır, bazen de mucizevi bir şekilde, basit mi basit bir sorun karşısında eli kolu bağlı kalır. İnsanlık tarihi, insanın bütün umutsuzlukları beyhude çıkaran büyüleyici başarılarına da, göz kamaştırıcı bir ışığın hiçbir sırrı görünür kılmadan sönüp gittiğine de çok tanık olmuştur. İnsanların dertlerine karşı kulakları aşırı hassas olan felsefe, uzun, çok uzun bir zamandır biraz değiştirdiği bu sorununun cevabının izini sürüyor. "Erdemin yolu nereden geçer; aklın buyruklarından mı, duyguların isteklerinden mi?" Çelişkilere fazlasıyla maruz kalan insanın, çelişkileri dile getiren filozoflarla uğraşmasından daha hayırlı bir iş olamaz. Cevap bulunmalı. En azından aranmalı. Başkasının adına konuşmak olsa bile... Zira ancak böyle bir arayıştan sonra şu soruya karşılık verebiliriz: insan, kendi olanaklarının zenginliğinin kefaretini mi ödüyor, yoksa kindini bilmemenin sonuçlarına mı katlanıyor?

Ürün Hakkında Soru Sor