Ürün Bulunamadı.
Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi

Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi

Yazar(lar): Bilsay Kuruç
Yayınevi: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Ciltsiz
%25 Indirim
50,00
(KDV DAHİL) 37,50TRL

Y. Tarihi: 2012
Sayfa: 574
Boyut: 19x24
Kodu 9786053992189
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: 3 günde temin.

<p>Günümüzde iktisatçılık, değişik disiplinlerin birbirini tamamlayan zengin verileri dikkate alınarak gelişmektedir. Özellikle tarihin sunduğu kaynaklar üzerinde çalışırken, sosyal bilimlerin geniş desteğiyle bu malzemeyi iktisadın yöntemi içinde değerlendiren eserler ve disiplinlerarası çalışmalar giderek önem kazanmaktadır. Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi, Büyük Devletler ve Türkiye kitabını kaleme alırken bu yöntemi izliyor.</p><br/><p>Kendi deyişiyle işin püf noktasını “tarihin malzemesini değerlendirirken, iktisatçı yaklaşımı içinde kalabilmek” şeklinde açıklıyor. Kuruç, bu çalışmanın, öğrenciye ders veren ya da okura iktisat diliyle iktisat öğretmeye kalkışan bir kalıp içinde yazılmadığını; bazen gerilere gidip kimi zaman günümüze dönen rahat anlatımlı, tarihsel malzemeyle donanmış, siyasi aktörlerin de tüm renkleriyle öne çıktığı öykülerden oluştuğunu, bu yanıyla deneme sayılabilecek öykülerin adeta bir roman kıvamında işlendiğini dile getiriyor. Aslında Kuruç, Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi, Büyük Devletler ve Türkiye kitabıyla, literatürde örneği çok az görülen bir iş çıkarıyor. Büyük devletlerin tümünün 20. yüzyıl başındaki ekonomilerini iç içe öykülerle anlatıyor. Bir yanda patronluğu devretmekte direnen İngiltere, “patron”un yerini gözüne kestirmiş “temiz” aile çocuğu ABD, mızmız çocuk Fransa ve mahallenin kabadayısı Almanya; diğer yanda ise, iki köylü ülkesinde, iki isyancı çocuk, Sovyetler Birliği ve Türkiye…</p><br/><p>Kitap, 1920’li ve 1930’lu yılların iktisat dünyasını aydınlatırken, özellikle kapitalizmin bugünü ve yarınına da ışık tutuyor. 20. yüzyılın bugünlere nasıl bir yoldan geldiğini kavramamızı sağlıyor. Kitabın ilk kısmında Kuruç, yüzyıla girerken kendi zeminini inşa etmiş, köklerini sağlamlaştırmış, fakat daha sonra büyük krizlerini yaşayacak olan kapitalizmi ve yeni kurulmaya başlayan sosyalizmi okura sunuyor. Bir yanda “büyük devletler”i, öte yanda Sovyetler Birliği’ni analiz ediyor. Bu, bir “köylüler ülkesi”nin kendi ayakları üzerinde durmak için sanayileşmeye nasıl giriştiğini, bu yolda ne gibi bedeller ödemek zorunda kaldığını, planlamanın tarih sahnesinde nasıl oluştuğunu ve bir ekonomiye nasıl yön verdiğini de görmek demektir. Kuruç’un, kitabın ikinci kısmında ise anlattığı Cumhuriyet’in kuruluş yılları ve Mustafa Kemal döneminin bugünden çok farklı olan Türkiye’si. Burada, yeni devletin sanayileşme ve bağımsızlık arzusuyla ülkedeki yeni yetme kapitalizmin ibretlik çekişmeleri iç içe yeralıyor. Ben kendi adıma, böyle bir “yeniden öğrenme” sürecini tetikleyen bu dev yapıt için Bilsay’a “eline sağlık” diyorum.</p><br/><p><strong>Prof. Dr. Korkut Boratav</strong></p>

Günümüzde iktisatçılık, değişik disiplinlerin birbirini tamamlayan zengin verileri dikkate alınarak gelişmektedir. Özellikle tarihin sunduğu kaynaklar üzerinde çalışırken, sosyal bilimlerin geniş desteğiyle bu malzemeyi iktisadın yöntemi içinde değerlendiren eserler ve disiplinlerarası çalışmalar giderek önem kazanmaktadır. Prof. Dr. Bilsay Kuruç, Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi, Büyük Devletler ve Türkiye kitabını kaleme alırken bu yöntemi izliyor.


Kendi deyişiyle işin püf noktasını “tarihin malzemesini değerlendirirken, iktisatçı yaklaşımı içinde kalabilmek” şeklinde açıklıyor. Kuruç, bu çalışmanın, öğrenciye ders veren ya da okura iktisat diliyle iktisat öğretmeye kalkışan bir kalıp içinde yazılmadığını; bazen gerilere gidip kimi zaman günümüze dönen rahat anlatımlı, tarihsel malzemeyle donanmış, siyasi aktörlerin de tüm renkleriyle öne çıktığı öykülerden oluştuğunu, bu yanıyla deneme sayılabilecek öykülerin adeta bir roman kıvamında işlendiğini dile getiriyor. Aslında Kuruç, Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi, Büyük Devletler ve Türkiye kitabıyla, literatürde örneği çok az görülen bir iş çıkarıyor. Büyük devletlerin tümünün 20. yüzyıl başındaki ekonomilerini iç içe öykülerle anlatıyor. Bir yanda patronluğu devretmekte direnen İngiltere, “patron”un yerini gözüne kestirmiş “temiz” aile çocuğu ABD, mızmız çocuk Fransa ve mahallenin kabadayısı Almanya; diğer yanda ise, iki köylü ülkesinde, iki isyancı çocuk, Sovyetler Birliği ve Türkiye…


Kitap, 1920’li ve 1930’lu yılların iktisat dünyasını aydınlatırken, özellikle kapitalizmin bugünü ve yarınına da ışık tutuyor. 20. yüzyılın bugünlere nasıl bir yoldan geldiğini kavramamızı sağlıyor. Kitabın ilk kısmında Kuruç, yüzyıla girerken kendi zeminini inşa etmiş, köklerini sağlamlaştırmış, fakat daha sonra büyük krizlerini yaşayacak olan kapitalizmi ve yeni kurulmaya başlayan sosyalizmi okura sunuyor. Bir yanda “büyük devletler”i, öte yanda Sovyetler Birliği’ni analiz ediyor. Bu, bir “köylüler ülkesi”nin kendi ayakları üzerinde durmak için sanayileşmeye nasıl giriştiğini, bu yolda ne gibi bedeller ödemek zorunda kaldığını, planlamanın tarih sahnesinde nasıl oluştuğunu ve bir ekonomiye nasıl yön verdiğini de görmek demektir. Kuruç’un, kitabın ikinci kısmında ise anlattığı Cumhuriyet’in kuruluş yılları ve Mustafa Kemal döneminin bugünden çok farklı olan Türkiye’si. Burada, yeni devletin sanayileşme ve bağımsızlık arzusuyla ülkedeki yeni yetme kapitalizmin ibretlik çekişmeleri iç içe yeralıyor. Ben kendi adıma, böyle bir “yeniden öğrenme” sürecini tetikleyen bu dev yapıt için Bilsay’a “eline sağlık” diyorum.


Prof. Dr. Korkut Boratav

Ürün Hakkında Soru Sor