Ürün Bulunamadı.
Avludaki Ses

Avludaki Ses

Yazar(lar): İhsan Özgen
Yayınevi / Marka: Pan Yayıncılık
Ciltsiz
%26 Indirim
20,00
(KDV DAHİL) 14,75TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2012
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 143
Boyut: 13,5x19,5
Kodu : 9786054518319
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

Sanatı sadece yaşam biçimi olarak algılayan bir insanın müzik, resim ve edebiyatla kurabildiği dostluğun manifestosudur bu kitapta sizlere sunulanlar. Makale, deneme, türü her ne ise, konular ve başlıkları farklı olan yazılarımda sanatın zamanla kayıtlı olmayan ezeli ve ebedi varlığı en sade, en yalın biçimiyle hissedilecektir. Eski ve yeninin bir ikilem olmadığı, birlikte nefes aldığı, birinin diğerine galip gelmediği satır aralarında gizlidir.<br/>Yaşam, bisikletin hızla çevrilen pedalında. Elma şekeri tutan ellerin yapışkan kırmızısı, yalın, sert biçimler, sesler, renkler, kelimeler gramersiz cümleler içinde yuvarlanan kavramlara dönüşür. Dansçılar, el ele tutuşmuş çocuklar, mevleviler, dervişler, etekleri halka halka, atlıkarıncalar, yarış pistinde koşucular peşi sıra birbirinin, daireler çizen simitçi tablaları, araba lastiklerinin yuvarlak karanlığına doğan ay, evrenin ışıktan küreleri, coşku çemberi içinde sevgililer, sanatın ilhamperileri Ziya Osman Saba’nın başında dolaşır, Maçka Parkı’nda.<br/><br/>Bu âlemdeki her şeyi kavramak, yanınızdan sessizce giden nice insanı tanımak mümkün değil. İçlerinden kim bilir kaçı sizin gerçek dostunuz, can yoldaşınız, arkadaşınız olabilecekti. Bir selam bile veremeden karşı köşeden dönüp, ıssız sokağın başında kaybolacaklar, okunmamış kitaplar gibi. Bilemezsiniz.
Sanatı sadece yaşam biçimi olarak algılayan bir insanın müzik, resim ve edebiyatla kurabildiği dostluğun manifestosudur bu kitapta sizlere sunulanlar. Makale, deneme, türü her ne ise, konular ve başlıkları farklı olan yazılarımda sanatın zamanla kayıtlı olmayan ezeli ve ebedi varlığı en sade, en yalın biçimiyle hissedilecektir. Eski ve yeninin bir ikilem olmadığı, birlikte nefes aldığı, birinin diğerine galip gelmediği satır aralarında gizlidir.
Yaşam, bisikletin hızla çevrilen pedalında. Elma şekeri tutan ellerin yapışkan kırmızısı, yalın, sert biçimler, sesler, renkler, kelimeler gramersiz cümleler içinde yuvarlanan kavramlara dönüşür. Dansçılar, el ele tutuşmuş çocuklar, mevleviler, dervişler, etekleri halka halka, atlıkarıncalar, yarış pistinde koşucular peşi sıra birbirinin, daireler çizen simitçi tablaları, araba lastiklerinin yuvarlak karanlığına doğan ay, evrenin ışıktan küreleri, coşku çemberi içinde sevgililer, sanatın ilhamperileri Ziya Osman Saba’nın başında dolaşır, Maçka Parkı’nda.

Bu âlemdeki her şeyi kavramak, yanınızdan sessizce giden nice insanı tanımak mümkün değil. İçlerinden kim bilir kaçı sizin gerçek dostunuz, can yoldaşınız, arkadaşınız olabilecekti. Bir selam bile veremeden karşı köşeden dönüp, ıssız sokağın başında kaybolacaklar, okunmamış kitaplar gibi. Bilemezsiniz.

Ürün Hakkında Soru Sor