Ürün Bulunamadı.
Ahparik Sarkis - Aşağı Mahalle Yok Artık

Ahparik Sarkis - Aşağı Mahalle Yok Artık

Yazar(lar): Zülküf Kışanak
Yayınevi: Belge Yayınları
Ciltsiz
%30 Indirim
16,00
(KDV DAHİL) 11,25TRL

Y. Tarihi: 2011
Sayfa: 263
Kodu 9789753440844
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: 3 günde temin.

"Ahparik Sarkis, seni Heredan’dan uğurlayalı kaç yıl oldu, tam kestiremiyorum. Berz Dağı’na çıkıp, o güzelim dolunayı izleyeli, evimizin alt katındaki ahırımızın dibinde birlikte kazdığımız o daracık sığınağa gizlice seni koyalı ne kadar zaman oldu, bilemiyorum. Bir an olsun bile yüreğime gömemedim, içime sindiremedim Heredan’ı, baba ocağını, tüm buraları terk edip gitmeni. Aradan geçen zaman içinde, her geçen gün biraz daha ezildim, biraz daha ufalıp eridim. Dışarıda olup biten her şey, ama her şey o büyük insan kırımının yaşandığı o en büyük felaketi hatırlatıyordu bana. Büyük felaketin ikinci gününde köyü basan tepeden tırnağa kadar silahlı, köpek suratlı Barut Ali’nin emir yağdırdığı zaptiyelerin nereye götürdüklerini hiç bir zaman öğrenemeyeceğim gül yüzlü annen Vartanuş Teyze’yi, kucağındaki en küçük kardeşin Artin’i, altı bilemedim yedi yaşındaki kız kardeşin Elbis’i, halan Narduhi’yi, teyzen Zanik’i nasıl unutabilirim. Hemen her çarşamba muhakkak ziyaret ettikleri kutsal mekan Dere Ziyar’da büyük felakete uğrayan baban Demirci Haçadur Amca’yı, küçük kardeşin afacan Vartan’ı, tüm ustaların piri o mübarek insan büyükbaban Heredanlı Sahak Dede’yi beleğimden nasıl silebilirim. Hele çömlekçi Köse Margos’u, Nalbant Artin’i, Değirmenci Karapet’i, adını bildiğim bilmediğim diğer tüm Ermeni komşularımızı yüreğimden süküp atabilirim. Ya hepten çıldırmış bir kış gününde amansız bir hastalıktan kaybettiğimiz daha bebek yaştaki kız kardeşin Mari’yi..."
"Ahparik Sarkis, seni Heredan’dan uğurlayalı kaç yıl oldu, tam kestiremiyorum. Berz Dağı’na çıkıp, o güzelim dolunayı izleyeli, evimizin alt katındaki ahırımızın dibinde birlikte kazdığımız o daracık sığınağa gizlice seni koyalı ne kadar zaman oldu, bilemiyorum. Bir an olsun bile yüreğime gömemedim, içime sindiremedim Heredan’ı, baba ocağını, tüm buraları terk edip gitmeni. Aradan geçen zaman içinde, her geçen gün biraz daha ezildim, biraz daha ufalıp eridim. Dışarıda olup biten her şey, ama her şey o büyük insan kırımının yaşandığı o en büyük felaketi hatırlatıyordu bana. Büyük felaketin ikinci gününde köyü basan tepeden tırnağa kadar silahlı, köpek suratlı Barut Ali’nin emir yağdırdığı zaptiyelerin nereye götürdüklerini hiç bir zaman öğrenemeyeceğim gül yüzlü annen Vartanuş Teyze’yi, kucağındaki en küçük kardeşin Artin’i, altı bilemedim yedi yaşındaki kız kardeşin Elbis’i, halan Narduhi’yi, teyzen Zanik’i nasıl unutabilirim. Hemen her çarşamba muhakkak ziyaret ettikleri kutsal mekan Dere Ziyar’da büyük felakete uğrayan baban Demirci Haçadur Amca’yı, küçük kardeşin afacan Vartan’ı, tüm ustaların piri o mübarek insan büyükbaban Heredanlı Sahak Dede’yi beleğimden nasıl silebilirim. Hele çömlekçi Köse Margos’u, Nalbant Artin’i, Değirmenci Karapet’i, adını bildiğim bilmediğim diğer tüm Ermeni komşularımızı yüreğimden süküp atabilirim. Ya hepten çıldırmış bir kış gününde amansız bir hastalıktan kaybettiğimiz daha bebek yaştaki kız kardeşin Mari’yi..."

Ürün Hakkında Soru Sor