Ürün Bulunamadı.
Azap Kuşları

Azap Kuşları

Yazar(lar): Ömer Faruk Recep
Yayınevi / Marka: Kahverengi Kitap
Ciltsiz
%34 Indirim
19,00
(KDV DAHİL) 12,50TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2015
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 400
Boyut: 13,5x21
Kodu : 9786055304225
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

<p>Ebrehe tercümanına döndü. "Şu reislerine sormanı istiyorum. Bizden istediği nedir?" dedi. Abdülmuttalib, tercümanı dinledikten sonra şöyle dedi: "Sizden istediğim, el koyduğunuz iki yüz devemi bana geri vermenizdir." Bu cevap karşısında Ebrehe şaşkına döndü. Abdülmuttalib'in oğulları ve yanına gelenler de böyle bir istekte bulunacağını tahmin etmiyorlardı. Huveylid, "Olamaz böyle bir şey!" diye söylendi. Oğulları 'bunu da mı yapacaktın baba?' dercesine baktılar. Ya'mür, 'ben Mekke'yi düşünürken, bu ihtiyar develerinin peşinde' diye küçümser bir bakış attı. Abdülmuttalib ise hiçbirini önemsemedi. </p><br/><p>Beklemediği bir istekle karşılaşan Ebrehe, donup kalmıştı. Ne zaman ki kendine geldi, tercümanına Abdülmuttalib'e şöyle demesini emretti: "Seni ilk gördüğümde beğenmiştim. Ama böyle konuştuğunu görünce gözümdeki değerin azaldı. Senin ve atalarının dini sembolü olan Kâbe'yi yıkmaya geldiğim halde, bu iş için benimle konuşmuyorsun da, el koyduğum iki yüz devenin iadesi için konuşuyorsun!.. Ben, senin hakkında bana erişen bilgide aldatılmış olmaktan başka bir şey görmedim. Seni, şu şerefiniz olan beytiniz hakkında benimle konuşacaksın sanmıştım. Sen ise deve hakkındaki isteğini bırakıp da senin ve atalarının dini olan beyt hakkında bir dilekte bulunmadın!" Abdülmuttalib, bu sözler karşısında tavrından vazgeçmedi. İsteğinde ısrarlıydı: "Develerin sahibi benim. Kabe'nin de bir sahibi vardır ve sahibi onu koruyacaktır!" dedi.</p>

Ebrehe tercümanına döndü. "Şu reislerine sormanı istiyorum. Bizden istediği nedir?" dedi. Abdülmuttalib, tercümanı dinledikten sonra şöyle dedi: "Sizden istediğim, el koyduğunuz iki yüz devemi bana geri vermenizdir." Bu cevap karşısında Ebrehe şaşkına döndü. Abdülmuttalib'in oğulları ve yanına gelenler de böyle bir istekte bulunacağını tahmin etmiyorlardı. Huveylid, "Olamaz böyle bir şey!" diye söylendi. Oğulları 'bunu da mı yapacaktın baba?' dercesine baktılar. Ya'mür, 'ben Mekke'yi düşünürken, bu ihtiyar develerinin peşinde' diye küçümser bir bakış attı. Abdülmuttalib ise hiçbirini önemsemedi. 


Beklemediği bir istekle karşılaşan Ebrehe, donup kalmıştı. Ne zaman ki kendine geldi, tercümanına Abdülmuttalib'e şöyle demesini emretti: "Seni ilk gördüğümde beğenmiştim. Ama böyle konuştuğunu görünce gözümdeki değerin azaldı. Senin ve atalarının dini sembolü olan Kâbe'yi yıkmaya geldiğim halde, bu iş için benimle konuşmuyorsun da, el koyduğum iki yüz devenin iadesi için konuşuyorsun!.. Ben, senin hakkında bana erişen bilgide aldatılmış olmaktan başka bir şey görmedim. Seni, şu şerefiniz olan beytiniz hakkında benimle konuşacaksın sanmıştım. Sen ise deve hakkındaki isteğini bırakıp da senin ve atalarının dini olan beyt hakkında bir dilekte bulunmadın!" Abdülmuttalib, bu sözler karşısında tavrından vazgeçmedi. İsteğinde ısrarlıydı: "Develerin sahibi benim. Kabe'nin de bir sahibi vardır ve sahibi onu koruyacaktır!" dedi.

Ürün Hakkında Soru Sor