Ürün Bulunamadı.
Bey Ana

Bey Ana

Yazar(lar): Erdoğan Baysal
Yayınevi / Marka: Göl Yayıncılık
Ciltsiz
%30 Indirim
25,00
(KDV DAHİL) 17,50TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2012
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 564
Boyut: 13,5x21
Kodu : 9786054425464
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

<p>Bu kitap; kan bağlarınca dışlanan bir ana ile daha çocuk çağdaki oğlunun, yaşama tutunabilmek için yaptıkları mücadeleyi anlatmaktadır. Dar kalıplara sığdırılmış totemsel geleneklerin eskiyen kalıplarını yıkarak, düşledikleri yeni dünyayı kurabilmek için yapılan amansız bir mücadeledir bu... Mücadele kırsalda yaşanmış olması bakımından çok önemlidir. Büyük kentlerde yaşayan, daha bilinçli diye düşünülen emsallerinin bile cesaret edip göze alamayacakları bir yaşam öyküsünden kesitlerdir...Bakın onun düşleri yaşam felsefesini nasıl açıklamaktadır; çocuk denilmesine alınan isyanı duygularını ayaklandırmıştı. Eğer içinden geçenleri söylemese kendine biçilen yaşam şeklinin içinde kaybolup gidecekti. Kötü, kısır bir döngüydü bu.. Okuma isteği de bitecekti. Oysa o bugüne kadar yaşadığı olumsuzluklara sadece okuma isteği ile karşı durabilmişti. Bu isteğinin yüreğinde çok önemli bir yeri vardı. Kendine ayrı iş kurmak, yaşamı bugünkünden farklılaştırmak, gerilere bir şeyler bırakmayı düşünüyordu... Çopur Efenin oğluydu o... Çok önemliydi bu isim, ona layık olmayı düşünmek...Babasını yitirince bir kere kaybolmuştu.... Yaralayıcıydı bu durum. Onun için bir kez daha kaybolmak, unutulmak istemiyordu. Arkasında bir iz, bir isim olsun istiyordu. Yaşamdan uçup gittiğinde bir avuç toprak olup kaybolmak değildi dileği... Küçük beyniyle "Ölümsüzlük" diyemiyordu bunun adına, ama unutulmamak sözcüğünü daha çok yakıştırıyordu.... Peki, olası mıydı bu düşünülen ? Kim bilir kaç uykusuz gece, kaç karanlıktan aydınlığa çıkan şafaklarda yanıt aramıştı bu soruya, çocuk aklıyla...<br />O, yok olmak istemiyordu!...</p><br/><p> </p>

Bu kitap; kan bağlarınca dışlanan bir ana ile daha çocuk çağdaki oğlunun, yaşama tutunabilmek için yaptıkları mücadeleyi anlatmaktadır. Dar kalıplara sığdırılmış totemsel geleneklerin eskiyen kalıplarını yıkarak, düşledikleri yeni dünyayı kurabilmek için yapılan amansız bir mücadeledir bu... Mücadele kırsalda yaşanmış olması bakımından çok önemlidir. Büyük kentlerde yaşayan, daha bilinçli diye düşünülen emsallerinin bile cesaret edip göze alamayacakları bir yaşam öyküsünden kesitlerdir...Bakın onun düşleri yaşam felsefesini nasıl açıklamaktadır; çocuk denilmesine alınan isyanı duygularını ayaklandırmıştı. Eğer içinden geçenleri söylemese kendine biçilen yaşam şeklinin içinde kaybolup gidecekti. Kötü, kısır bir döngüydü bu.. Okuma isteği de bitecekti. Oysa o bugüne kadar yaşadığı olumsuzluklara sadece okuma isteği ile karşı durabilmişti. Bu isteğinin yüreğinde çok önemli bir yeri vardı. Kendine ayrı iş kurmak, yaşamı bugünkünden farklılaştırmak, gerilere bir şeyler bırakmayı düşünüyordu... Çopur Efenin oğluydu o... Çok önemliydi bu isim, ona layık olmayı düşünmek...Babasını yitirince bir kere kaybolmuştu.... Yaralayıcıydı bu durum. Onun için bir kez daha kaybolmak, unutulmak istemiyordu. Arkasında bir iz, bir isim olsun istiyordu. Yaşamdan uçup gittiğinde bir avuç toprak olup kaybolmak değildi dileği... Küçük beyniyle "Ölümsüzlük" diyemiyordu bunun adına, ama unutulmamak sözcüğünü daha çok yakıştırıyordu.... Peki, olası mıydı bu düşünülen ? Kim bilir kaç uykusuz gece, kaç karanlıktan aydınlığa çıkan şafaklarda yanıt aramıştı bu soruya, çocuk aklıyla...
O, yok olmak istemiyordu!...


 

Ürün Hakkında Soru Sor