Ürün Bulunamadı.
Her Yanımız Olmuş Mizah

Her Yanımız Olmuş Mizah

Yazar(lar): Ayça Öztorun
Yayınevi / Marka: Yazarın Kendi Yayını - Ayça Öztorun
Ciltsiz
(KDV DAHİL) 20,00TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2019
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 144
Boyut: 13,5x21
Kodu : 9786050312645
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

<p>(...) "Muhbir adamlar dürüst insanların yanında yerleri olmadıklarını bildikleri için, hep makam gölgesine sığınan kimliksiz adamlar olarak yaşıyorlardı. lliklerine kadar çıkarcı ve muhbir olan bu adamlar, kendini hep ezilenlerin yanında lord sanarak egolarını tatmin edecek, ama efendilerine uşaklığı da kendine borç bilecekti. Hainlik çarkını çıkarı için döndürecek, iyi insanları gammazlayarak semirecekti. Ta ki, bir gün işleri bitince efendisinin ayaklarının altında böcek gibi ezilene kadar!"</p><br/><p>(...) "Halil'in ispiyonları yüzünden ağadan zulüm gören köylüler, ona selam vermiyorlardı. Köyün çocukları Halil'i gördükleri an; 'Mit mit ağızlı zort Halil, karnına da dert Halil!' diye bağırlyorlardı. Köyün kadınları; 'Hele hele Halil'e, ırgata kefen dikende, aç kalan bebeleri ispiyoncuyu s...ken de!' diyerek, Halil'in topal ayağının dibine tükürüyorlardı. En çok da ağayı yalan yanlış dedikodularla doldurarak Kâhyayı işinden ettirdiği için Kâhyanın anası Meryemce karı; 'Topal topal top atar, ispiyoncu g..t atar! ğzına s.çayım senin Haliiiil! Topal Halil, ispiyoncu Halil!' diye ardından taş yağmuruna tutuyordu. Halil yüzsüz bir adamdı. O da isyan eden köylülere ana avrat küfrediyor, topallaya topallaya Aşağı Köyün kahvehanesine gidip, bire bin katarak köylüsünün dedikodusunu yapıyordu."</p><br/><p>(...) "Olek, hepimiz kırılıp geçek. Umüğümüzü sıka sıka boğazımıza lokma geçirtmez oldular!" diye bağırdı adam. Osman sinirden ellerini yumruk yaptı. Dişini sıktı, gözlerini kıstı; "Umüğümüzü!" dedi. Kahveci çırağı; "Heç! Vatandaş dert yesin yarımşardan dört yesin!" diyerek, küfretmedik ecdat bırakmadı. Osman'ın gözleri çakmak çakmak yandı. "Dert yesin, dört yesin... Ecdadını!" dedi.</p>

(...) "Muhbir adamlar dürüst insanların yanında yerleri olmadıklarını bildikleri için, hep makam gölgesine sığınan kimliksiz adamlar olarak yaşıyorlardı. lliklerine kadar çıkarcı ve muhbir olan bu adamlar, kendini hep ezilenlerin yanında lord sanarak egolarını tatmin edecek, ama efendilerine uşaklığı da kendine borç bilecekti. Hainlik çarkını çıkarı için döndürecek, iyi insanları gammazlayarak semirecekti. Ta ki, bir gün işleri bitince efendisinin ayaklarının altında böcek gibi ezilene kadar!"


(...) "Halil'in ispiyonları yüzünden ağadan zulüm gören köylüler, ona selam vermiyorlardı. Köyün çocukları Halil'i gördükleri an; 'Mit mit ağızlı zort Halil, karnına da dert Halil!' diye bağırlyorlardı. Köyün kadınları; 'Hele hele Halil'e, ırgata kefen dikende, aç kalan bebeleri ispiyoncuyu s...ken de!' diyerek, Halil'in topal ayağının dibine tükürüyorlardı. En çok da ağayı yalan yanlış dedikodularla doldurarak Kâhyayı işinden ettirdiği için Kâhyanın anası Meryemce karı; 'Topal topal top atar, ispiyoncu g..t atar! ğzına s.çayım senin Haliiiil! Topal Halil, ispiyoncu Halil!' diye ardından taş yağmuruna tutuyordu. Halil yüzsüz bir adamdı. O da isyan eden köylülere ana avrat küfrediyor, topallaya topallaya Aşağı Köyün kahvehanesine gidip, bire bin katarak köylüsünün dedikodusunu yapıyordu."


(...) "Olek, hepimiz kırılıp geçek. Umüğümüzü sıka sıka boğazımıza lokma geçirtmez oldular!" diye bağırdı adam. Osman sinirden ellerini yumruk yaptı. Dişini sıktı, gözlerini kıstı; "Umüğümüzü!" dedi. Kahveci çırağı; "Heç! Vatandaş dert yesin yarımşardan dört yesin!" diyerek, küfretmedik ecdat bırakmadı. Osman'ın gözleri çakmak çakmak yandı. "Dert yesin, dört yesin... Ecdadını!" dedi.

Ürün Hakkında Soru Sor