Ürün Bulunamadı.
Eğitimci Yönüyle Ahmed Cevdet Paşa

Eğitimci Yönüyle Ahmed Cevdet Paşa

Yazar(lar): Mustafa Gündüz
Yayınevi / Marka: DOĞU BATI YAYINLARI
Ciltsiz
%28 Indirim
23,00
(KDV DAHİL) 16,50TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2012
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 275
Boyut: 14x21
Kodu : 9789758717859
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

<p>Her dönem ve çağ yetiştirdiği özel isimleriyle hatırlanır. Osmanlı düşünce tarihinde Ahmed Cevdet Paşa bu istisnai isimlerin başında gelir. Onun son derece üretken yaşam öyküsüne bakıldığında geleneksel dünyada klasik usullerle yetişen bir ‘alim’in şaşırtıcı bir çabayla kendi sınırlarını nasıl aşmaya çalıştığını görürüz. Tanpınar'a göre, Ahmed Cevdet Paşa ‘sefere hazırlanan bir gemi gibi’dir. Zamanına ve çevresine göre aykırı sayılabilecek, hatta bu ülkede tuhaf karşılanacak bir öğrenme merakı ve hayret duygusu içerisinde Paşa'nın tüm yaşamı adeta kişisel bir seferberlik doğrultusunda<br />ilerlemiştir.</p><br/><p>Cevdet Paşa küçüklüğünden itibaren üstün bir gayretle kendini eğitmiştir. İlgi duymadığı saha hemen hemen yok gibiydi. O, daha çok tarihçi ve hukukçu kimliğiyle tanınacaktır. Bilgisi ve donanımı sayesinde yetkin bir idare adamı seviyesine çok geçemeden ulaşır. Bir sosyolog olarak hazırlayıcı ve bir sentezcidir. Gelenek ve modernlik arasında sıkışan bir toplum için çareler arayan bir gözlemcidir. Eğitim üzerine iddiaları bir hayli cesurdur ve bu konuda o bir öncü olarak görülebilir. Ülkedeki birçok yeniliğin, reformların altında onun imzası vardır. 'Cevdet' ismi Tanzimat düşüncesiyle neredeyse özdeş hale gelmiştir.</p><br/><p>Mustafa Gündüz, bu yeni çalışmasıyla Ahmed Cevdet Paşa'yı bu kez eğitim açısından değerlendirir. Tabii Paşa'nın bu çok yönlü kimliğini göz önünde bulundurarak ve yaşamındaki ilginç anekdotları da hatırlatarak...Eğitim ile ilgili Cevdet Paşa'nın tespitleri kayda değer. Çünkü Paşa'nın deneyimlerine bakıldığında bugün eğitim alanında yaşanan aksaklıkların hiç de güncel olmadığı görülür. O dönemde de benzer sorunlar, benzer engeller ve benzer katı 'güruh'la karşı karşıya kalırız. Medresenin üniversiteye dönüşmesiyle bir zihniyet kendini tamamen yenilemiş olmuyor ya da sürekli bir nitelik kaybının önüne geçilemiyor. Sadece kimi eski sorunlar aralıklarla nüksediyor...Türk modernleşmesinin kronik ikilikleri ise Cevdet Paşa'nın söylediklerinin aslında ne denli 'yeni' ve bugünkü eğitim tartışmalarının da ne derece eski yüzyıllara uzandığını göstermektedir.</p>

Her dönem ve çağ yetiştirdiği özel isimleriyle hatırlanır. Osmanlı düşünce tarihinde Ahmed Cevdet Paşa bu istisnai isimlerin başında gelir. Onun son derece üretken yaşam öyküsüne bakıldığında geleneksel dünyada klasik usullerle yetişen bir ‘alim’in şaşırtıcı bir çabayla kendi sınırlarını nasıl aşmaya çalıştığını görürüz. Tanpınar'a göre, Ahmed Cevdet Paşa ‘sefere hazırlanan bir gemi gibi’dir. Zamanına ve çevresine göre aykırı sayılabilecek, hatta bu ülkede tuhaf karşılanacak bir öğrenme merakı ve hayret duygusu içerisinde Paşa'nın tüm yaşamı adeta kişisel bir seferberlik doğrultusunda
ilerlemiştir.


Cevdet Paşa küçüklüğünden itibaren üstün bir gayretle kendini eğitmiştir. İlgi duymadığı saha hemen hemen yok gibiydi. O, daha çok tarihçi ve hukukçu kimliğiyle tanınacaktır. Bilgisi ve donanımı sayesinde yetkin bir idare adamı seviyesine çok geçemeden ulaşır. Bir sosyolog olarak hazırlayıcı ve bir sentezcidir. Gelenek ve modernlik arasında sıkışan bir toplum için çareler arayan bir gözlemcidir. Eğitim üzerine iddiaları bir hayli cesurdur ve bu konuda o bir öncü olarak görülebilir. Ülkedeki birçok yeniliğin, reformların altında onun imzası vardır. 'Cevdet' ismi Tanzimat düşüncesiyle neredeyse özdeş hale gelmiştir.


Mustafa Gündüz, bu yeni çalışmasıyla Ahmed Cevdet Paşa'yı bu kez eğitim açısından değerlendirir. Tabii Paşa'nın bu çok yönlü kimliğini göz önünde bulundurarak ve yaşamındaki ilginç anekdotları da hatırlatarak...Eğitim ile ilgili Cevdet Paşa'nın tespitleri kayda değer. Çünkü Paşa'nın deneyimlerine bakıldığında bugün eğitim alanında yaşanan aksaklıkların hiç de güncel olmadığı görülür. O dönemde de benzer sorunlar, benzer engeller ve benzer katı 'güruh'la karşı karşıya kalırız. Medresenin üniversiteye dönüşmesiyle bir zihniyet kendini tamamen yenilemiş olmuyor ya da sürekli bir nitelik kaybının önüne geçilemiyor. Sadece kimi eski sorunlar aralıklarla nüksediyor...Türk modernleşmesinin kronik ikilikleri ise Cevdet Paşa'nın söylediklerinin aslında ne denli 'yeni' ve bugünkü eğitim tartışmalarının da ne derece eski yüzyıllara uzandığını göstermektedir.

Ürün Hakkında Soru Sor