Ürün Bulunamadı.
Deniz Gezmiş İçin Uçak Kaçıran Bir Hava Korsanının

Deniz Gezmiş İçin Uçak Kaçıran Bir Hava Korsanının

Yazar(lar): Aynullah Akça
Yayınevi / Marka: Kalkedon Yayıncılık
Ciltsiz
%25 Indirim
32,00
(KDV DAHİL) 24,00TRL
/ Adet

Y. Tarihi: 2015
Baskı Sayısı 1
Sayfa: 391
Boyut: 13,5x21
Kodu : 9786054979523
Alışveriş Listesine Ekle Taksit Seçenekleri Stoğa Girince Haber Ver

Teslimat süresi: Stoktan teslim

<p>Arkaya yaslandım, gözlerimi kapattım. Denizin Şarkışla’da yakalandığında, polisler arasında çekilmiş, parkalı resmi canlandı hayalimde. Tıraşı uzamış yakışıklı erkek yüzü… Duruşu hala dik ve isyankâr, ama bakışlarında hüzün var. Kavgadan kopmanın hüznü… Korku yavaş yavaş yerini bu resme terk etti. Gözlerimi açtım. Başımı uzatıp inatla aşağıya baktım. İnce ve beyaz bir tül gibi serili bulutların arasından tepeleri karla kaplı mor- yeşil dağlar gözüküyordu. Manzara gerçekten güzeldi ve yükseklik o kadar korkunç değildi. Doya doya seyrettim bir fotoğrafçı gözüyle…</p><br/><p>“Sayı yolcularımız şu anda uçağımız Boğaziçi…” gerisini dinlemedim, anonsun. Yaşar’ın hareketlenen dal dibi ince figürünü gördüm. Oturduğu kenar koltuktan kararlı bir şekilde kalktı. Uzun pardösüsünün eteklerini savurarak bir yarım daire çizip, koltuk sıraları arasındaki koridora çıktı. Hareketimizden hemen önce yaptırdığı bordo renkli, modaya uygun bir şekilde dikilmiş bol paçalı yelekli takım elbisesi, mor gömleği, yine modaya uygun bir şekilde bağlanmış kravatı, etekleri topuklarına kadar inen velur pardösüsü sarkık bıyıkları ve kararında uzun saçlarıyla hava korsanından çok bir pop yıldızını andırıyordu. Sanki müthiş bir şovun ortasındaymış gibi uzun eteklerini savurarak belinden tabancasını çekti. Namluyu havaya dikip kurşun sürdü ve uçağın kontrolümüze geçtiğini ilan etti.</p><br/><p>Bu arada biz de yerlerimizden kalkıp silahlarımızı çekip koridora çıkmıştık. Yaşar ve Mehmet’te tabanca, ben ve Sefer’de ise el bombaları vardı. Yaşar pilot kabinine geçti. Her şey bir anda olmuştu. Ne olup bittiğini hala anlamayan yolcuların nefeslerini tutmuş, dehşetle açılmış kocaman gözlerle bize bakıyorlardı...</p><br/><p> </p>

Arkaya yaslandım, gözlerimi kapattım. Denizin Şarkışla’da yakalandığında, polisler arasında çekilmiş, parkalı resmi canlandı hayalimde. Tıraşı uzamış yakışıklı erkek yüzü… Duruşu hala dik ve isyankâr, ama bakışlarında hüzün var. Kavgadan kopmanın hüznü… Korku yavaş yavaş yerini bu resme terk etti. Gözlerimi açtım. Başımı uzatıp inatla aşağıya baktım. İnce ve beyaz bir tül gibi serili bulutların arasından tepeleri karla kaplı mor- yeşil dağlar gözüküyordu. Manzara gerçekten güzeldi ve yükseklik o kadar korkunç değildi. Doya doya seyrettim bir fotoğrafçı gözüyle…


“Sayı yolcularımız şu anda uçağımız Boğaziçi…” gerisini dinlemedim, anonsun. Yaşar’ın hareketlenen dal dibi ince figürünü gördüm. Oturduğu kenar koltuktan kararlı bir şekilde kalktı. Uzun pardösüsünün eteklerini savurarak bir yarım daire çizip, koltuk sıraları arasındaki koridora çıktı. Hareketimizden hemen önce yaptırdığı bordo renkli, modaya uygun bir şekilde dikilmiş bol paçalı yelekli takım elbisesi, mor gömleği, yine modaya uygun bir şekilde bağlanmış kravatı, etekleri topuklarına kadar inen velur pardösüsü sarkık bıyıkları ve kararında uzun saçlarıyla hava korsanından çok bir pop yıldızını andırıyordu. Sanki müthiş bir şovun ortasındaymış gibi uzun eteklerini savurarak belinden tabancasını çekti. Namluyu havaya dikip kurşun sürdü ve uçağın kontrolümüze geçtiğini ilan etti.


Bu arada biz de yerlerimizden kalkıp silahlarımızı çekip koridora çıkmıştık. Yaşar ve Mehmet’te tabanca, ben ve Sefer’de ise el bombaları vardı. Yaşar pilot kabinine geçti. Her şey bir anda olmuştu. Ne olup bittiğini hala anlamayan yolcuların nefeslerini tutmuş, dehşetle açılmış kocaman gözlerle bize bakıyorlardı...


 

Ürün Hakkında Soru Sor